‘Ülke’ ve ‘kavim’ diyalektiği devrimcilerin elinde özgürleşmenin silahına dönüşebilirken milliyetçinin elinde ‘soykırım çağrısına’ kadar gidebilen bir sarkaç gibi hareket eder. Yurtseverliğin çoğu işgal ve direnişten türemiş kavramlar dizgesi zamanla milliyetçiliğin kışkırtıcı doğasını besleyen devasa bir politik ve kültürel repertuara da dönüşebilir. Bu ülkede ittihatçı ve komitacı şeflerin yıkıcı doğalarını gizlemek için çoğunlukla ‘çıplak faşizmlerine’ yurtseverlik ismini koyduğunu çokça şahit olmuşuzdur. Yurtseverliğin de, milliyetçiliğin de dilinde aşk ve bağlanma vardır; ikisi de temel malzemesini kolektif dayanışmanın temeli olan halktan almasına rağmen milliyetçinin halkı kendi öz milletidir; halk onun tasavvur dünyasında belirsizdir, dağınıktır ve çoğunlukla yekvücut milletinin güven vermeyen uzuvlarıdır. Vatan toprağı…