• Şopa Hûnerê

    Pul Yırtığı Zamanlar…

    Hatırlıyor musun; ‘Ben bir pul yırtığı hüznüyüm’ diye yazmıştı eski bir savaşçı…’ Düşe kalka tarihin patikalarında kanamaktan kabuk bağlamış dizlerini gördüm o gün rüyamda; oysa kurumuş kan bile beni tutar Biyanî! Şehrin bütün devrimcilerini alıp Zap Suyuna doğru giden Kenan Evren’in cemselerinin arkasından koşabilirim aslında seninle. Peki ya ninen? Senin kaçıncı yalnızlığına çorap örmektedir şimdi, ha kuzum? Rilke’nin “Kime dokunsam bir mesafeyi uyandırıyorum” dizesini fısıldıyor musun hâlâ bütün karşılaşmaların içine içine? Benim soykırımcı kargaya olan hayranlığım bitmiyor, Biyanî; baykuşu ise hiç sevemedim…  “Sen tutkularının Klara Zetkin’i, isyanının Leyla Qasim’ı da değilsin,” demiştin çok cesur cümleler kurduğun zamanların birinde… Sen kendini ve kentini…

  • Şopa Hûnerê

    S(ayıklamalar)… (IV)

    Kendi üzerine sıkıca kapanmış olan ve benim bir hikayem yok diye bağırıp duran o yaşlı ağaç, sessizlik melankolik bir bilgedir demişti bir gün…  Ben kederin coğrafyasında ilerledikçe kendimi yeniden kurdum ama kendimi kendimden eksilterek… Durmadan yinelenen o uğultunun içinde tekrar ettiğim hiçbir şeyin yankısını duymadım, yıllardır bilmeden katlandığım o titreşimleri saymazsak…  Bir tek sessizlikte yürüyebildim izlerin içinde ve izler de benim içimde. O yürüyüşlerin hiçbirinde ilerlemedim, izler beni taşımadı ama çoğalttı ve çoğaldıkça daha çok silindim. Üzerinden atladığım, görmezden geldiğim, yok saydığım ne varsa birer yarık gibi sabitlendi kalbimin tam ortasına. Sonra o yaşlı ağaç ‘kaçış yoktur, ertelenmiş temaslar vardır’ diye kulağıma…

  • Şopa Heqîqetê

    TEMSİLİN GÖLGESİNDE

    Siyaset-Kültür Yarılması ve Kurucu Öznenin Geri Çekilişi Temsil, Arzu ve Çölleşme Her kültür dünyası, onu kuran duygulanımların, karşılaşmaların ve varoluş kudretinin yoğunluğu içinde var olur¹. Bu noktada kültürün yalnızca bir ifade alanı değil, aynı zamanda bir oluş hattı olduğu hatırlanmalıdır. Kudretin derecesine göre genişleyen ya da daralan kültür dünyası uzun bir süredir Kürt Özgürlük Hareketi’nin kurucu dinamiğinin gerisine düşmüş ve bu asimetri zamanla iki yönlü bir zayıflama ve gerilemeyi derinleştirmiştir. Bu yalnızca bir geri çekilme değil, aynı zamanda anlamın, üretimin ve temasın dolaşımını daraltan belirgin bir alan kaybına dönüşmüştür. Bu süreçte devletin baskı ve asimilasyon düzeneğinin etkisi elbette inkâr edilemez.…

  • Şopa Heqîqetê

    BİR SÖYLEM REJİMİ OLARAK MİLLİYETÇİ KÜRT SAĞI: 

    İNKÂR, TAKLİT VE DEĞERSİZLEŞTİRME MEKANİZMALARI Özellikle son yıllarda sosyal ve dijital kamusal alanda, kendisini “Kürt milliyetçileri” olarak tanımlayan ve eleştirel, bağımsız bir konumda durduğunu ileri süren bir politik söylem belirgin bir görünürlük kazandı. Ancak bu hat, söz konusu iddialarına rağmen pratikte belirli bir ideolojik çerçeveye eklemlenen kapalı bir düşünme biçimi olarak işlemektedir. Politik yönelimini büyük ölçüde Abdullah Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi karşıtlığı üzerinden kuran bu söylem, devlet formunun tarihsel sürekliliğini, egemenlik rejiminin kurucu şiddetini ve bu şiddetin ürettiği hakikat düzenini sistematik biçimde görünmez kılan bir anlatıyı yeniden üretmektedir. Özgürlük hareketinin tarihsel, teorik ve stratejik düzeyi dikkate alınmadan, çoğu zaman…