• Şopa Heqîqetê

    HAFIZALARIN SAVAŞI VE CİLO’NUN ARDI

    Neo-kolonyalist karnavallarda şal û şepiklerini giyip ‘Kela Dimdimê çi xweş kel e’ eşliğinde halaya duran, hafızasızlığın, köksüzlüğün ve omurgasızlığın bütün tuzaklarına gelmiş Kürt’e gerçeğin yanlış temsili olan figüran rolü biçiliyor. “Devrim, hafızanın unutuşa karşı direnişidir…”                                                      Milan Kundera  Avcının avına yönelirken hedef aldığı ilk yer, en kırılgan ve en hayati yeri olan nefes borusudur.  Kürtlerin tarihleri boyunca her amansız akında soluğu aldığı dağ da Kürdistan’ın soluk borusu gibidir. Düşmanları, bu direngen kavmin ancak en dağlı yerinden boğazlanarak düşürülebileceğini çok iyi bilir. Fakat avcı şunu da hesaba katmalıdır: O dağlar kolay diş geçirilebilen yumuşak bir gerdan ile karıştırılmamalıdır; o derin vadilerde yığınlar…

  • Şopa Heqîqetê

    DİRENİŞİN KUTUP YILDIZLARI: COLEMÊRG GENÇLİĞİ

    “Bipirse ji Îskenderê Mezin! Ew ê bêje te çend dijware tîra min…” Goran Haco Colemêrg’in etrafına dikkatlice baktığınızda, Hekarî savaşçılarının savaşa gitmeden önce çektikleri Şêxanî halayındaki dizilişleri gibi yan yana gelmiş heybetli dağ silsilelerini görürsünüz. Halaya duran o dağlar bir çember çizer ve çemberin hemen etrafında başka bir halay dönmeye başlar. O dağların dizilişi, sarmal biçimde sonsuza dönen bir semah misali koca bir direniş tarihinin halkaları gibi birbirine geçer. En öndeki çemberde halay başı hep Sümbül’dür. Çünkü şehrin gözünün içine yirmi dört saat aralıksız bakan ve halayı hem yanlamasına hem de dış halkalara doğru genişleten en çok odur. Sağına Cîlo ve Sat’ı,…

  • Şopa Heqîqetê

    OTONOMCU MARKSİZM BAĞLAMINDA DEMOKRATİK MODERNİTE TEZİNİN TEORİK KALKIŞ NOKTALARI

    DEVRİM VE DEVRİMCİOLUŞ Devrimcioluş, devrimciliği devrimin dışına iten modernist sol yaklaşımları eleştirerek modernist solun devrim kavramının artık devrimciliği içermediğini iddia eder. Bu stratejik itirazın tarihsel/deneyimsel dayanağını şuradan kurar: Modernist solun tarihi aynı zamanda moleküler direnişin molar bir iktidarlaşmaya ve donmaya dönüşmesinin de tarihidir! Devrim kavramı Modernist Marksizm’in elinde hümanizme, melankoliye, romantizme ve belleğin dehlizlerine o kadar gizlenmiştir ki devrimcioluşların kurmak zorunda olduğu ittifaklar imkânsızlaşmış ve modernist sol, praksisini üretemez hale gelmiştir. Solun bu kadar eylemsizleşmesinin nedeni, tam da bu belleğin dehlizlerinde güzellemelerle oluşan devrim kavramını saf, pür, pürüzsüz bir tarihselliğe sabitlemiş olmasıdır. Oysa devrimcioluş her kavramı olduğu gibi devrim kavramını…

  • Şopa Heqîqetê

    DEVLETİN NEKROPOLİTİĞİNE KARŞI ÖLÜLERİMİZİN DİRENEN SOLUK FOTOĞRAFLARI

    “Ölüm anlamında yenilmiş bir halkın yaşama egemen olma şansı yoktur…” Butler Nekropolitika, yaşamın aslında ölümün iktidarına tabii kılındığı iddiası üzerinden bakışımızı biyoiktidarın yaşam üzerindeki egemenlik alanından iktidarın ölüm üzerindeki egemenlik alanına çevirmiştir. Nekropolitika kavramını ilk kez literatüre kazandıran Mbembe,nin ‘ölümün denetlenmesi, iktidarın dışlaşmasıdır’ iddiası, gücünü ‘egemenlik gücünün kimin yaşayıp kimin ölebilir kararına muktedir oluşundan alır’ tezinden alır. Tam da bu eşikte direniş, kurban, yas ve feda diyalektiği gibi olgular üzerine yeni bir okumanın imkânı ve uzun bir külliyatın yolu açılmıştır. Özellikle 1990’ların başından itibaren Kürdistan’da terörle mücadele stratejisine koşut olarak yaygınlaşan ‘kaybettirme’ pratiği, devletin nekropolitik karakterinin yarattığı yüzlerce vahşet ve…

  • Şopa Heqîqetê

    HALA GELİYORLAR!

    Beyazın siyasal tahayyül dünyasında Kürtlüğe dâhil olmuş herhangi bir durum ya da olay söz konusu olduğunda, Kürde sormadan Kürt adına konuşma, Kürdü anlatırken aslında kendini anlatma stratejisi, entelektüel/akademik alanda bambaşka bir form ile kendini var etmektedir. Entelektüel/akademik dünyanın özgürlükçü ve de-kolonyal bir direniş damarına dönüşeceği yerde kendini kıyıdan konumlanıp Kürtlüğü ve Kürtlük hallerini bilimsel bir bilgi nesnesine indirgemesi, entellektüel/akademik alanın Kürt dünyasını tam bir iç sömürge alanına dönüştürmesini sağlamıştır. Üstelik insanın kendi türdeşleri, hatta yoldaşları adına konuşurken bile temsil krizinin her an etik/politik bir problem alanına dönüşme riski bu kadar güçlü iken… Newroz için yıllardır yürütülen, “mitiko-ritüel mi, ulusal bütünleşmeye…

  • Şopa Heqîqetê

    WÊJE HETA KU DERÊ DIKARE JI POLÎTIKAYÊ BIREVE?

    “Nezanîna bîrdoziyê ji nezanîna ziman tê…” Maxim Gorkî Weje: Çawa u Ji Bo Ke? Ger wêje karekî şoreşgerî be çeka wêjeyê jî divê bibe bang û avazên bibandor! Wêje çendî xwe ji qada polîtîk bide paş jî li gor rewşa civak û dîrokê teşe digire. Ev, wek çarenûsa wêjeyê ye. Piranî jî wêjeya kurdî bi tu awayî nikare xwe ji kurdayetiya ku îro seranser bûye vîzyoneke polîtik bişo yan jî jê bireve. Kurt û kurmancî kurdbûn û wêjeya bi zimanê kurdî hatiye nivîsandin bixwe seranser qadên polîtîk in. Gotina bingehîn a hemû wêjeyên, ku di bin bandora nêzîkbûnên ku mirina…

  • Şopa Heqîqetê

    KOLONYALİST KAPATILMANIN DUVARLARINDA AÇILAN BÜYÜK GEDİK: MED TV

    Bir Kürt, yüzyıllardır hem kendi ülkesinden başka bir ülkeye gitmek, hem de kendi ülkesinin her hangi bir parçasından başka bir parçasına gitmek için başka bir ülkenin başkentinden vize almak zorundadır. Aynı şekilde yüzyıllardır kendine dair yarattığı anlam dünyasının bütün ilklerini kendi ülkesinin dışında bir ülkede var etmek zorunda kalmıştır. Her yanına dram, inat ve direniş hikâyeleri serpişmiş olan bu ontolojik gerçeklik, Kürtlerin kolonyalistler tarafından ‘aslında yurdu olan yurtsuzlara’ dönüştürülüp ‘tarihin bekleme odasına mahkûm edilmelerinden’ kaynaklanmıştır. 95 yılında Avrupa’da yayın hayatına başlayan MED TV, tam da bu öznelliğin içinde o odanın kalın duvarlarında en büyük gediklerden birini açmıştır…  Kürtlerin tarihteki ilk…

  • Şopa Heqîqetê

    VEGOTINA ÊŞA BINDESTAN

    “Karesata herî xedar û dijwar jî dibe ku di destê wêjekar de bibe lewçetiyeke qirêj…” Adorno Kî Dikare Heta Ku Derê Li Ser Navê Bindestan Behsa Bindestan Bike? Demeke pir dirêj e di wêjeya kurdî de, bi destê hinek derdoran dîrok û bîra berxwedanê di bin siya xemlên mexdûriyetê û belengaziyê ve tê tarîkirin. Em dikarin bibêjin ku vê helwestê ji bo gelek nivîskaran qadeke konforê jî çêkiriye. Mexdûrbûn hem encam hem jî sedema berxwedanê ye, lêbelê di vê diyalektîkê de tenê mexdûrbûneke tazî û bêsitar tê xuyakirin û berxwedan ji nava vê kontekstê tê avêtin. Axaftina li ser navê…

  • Şopa Heqîqetê

    ÖZGÜRLÜK ARZUSU VE YIKIMIN SARKACINDA DİRENİŞİ BESTELEMEK

    “Hafıza, ödev verir ve borçlu kılar. Bir nevi kendini anımsamak gibi bir şeydir bu. Bütün o anılar size musallat olur ve sizi tutsak eder…” Ricoeur[1] Kürt müziğinin Kürt ulusal hafızasının inşasında yüklendiği başat rolün derin tarihselliklerine doğru ilerlediğimizde ilk göze çarpan şey, Kürt müziğinin yaratıcısının bile öznel niyetini ve anlatımını aşan bir hakikat barındırıyor olmasıdır. Klee’nin deyişiyle ‘sanatın tıpkı din gibi tatmin edilmemiş arzulardan doğduğu’[2] gerçekliği üzerinden ilerlediğimizde gerçeğin bizi çürütmemesi için de sanatın hem bir ilaç hem bir zehir olduğu gerçekliğiyle yüz yüze kalırız. Tam da bu eşikte ‘Ağlamamak için yaratıyorum; tek gerekçem bu’[3] diyen Klee’nin belirlemesine Eskerê Boyîk’in…

  • Şopa Heqîqetê

    RESMİ TUTANAK VE HARİTALARLA TARİHTEN DÜŞÜRÜLE(MEY)EN ÜLKE: KURDİSTAN

    “İlk önce uzun ve sivri mızraklarının ucuna astıkları sancaklarında fetih ayetleri olan esmer çöl savaşçıları, onların hemen ardından bodur ve çevik atlarının heybelerinde parlak uçlu okları ve tuzlanmış etleriyle çekik gözlü, geniş alınlı Orta Asyalı ordular geldi. O mızrakların ucuna bir gün kellelerimizin geçirileceğini ve heybelere gizlenmiş o okların bir gün bizim için çekileceğini çok iyi biliyorduk. Onlarla yüzyıllar sürecek bir cenge tutuştuk; tufan gibi üzerimize çöken bu amansız akınlarda başımız her sıkıştığında ait olduğumuz yurtlarımıza çekildik: Dağlarımıza. Çekik gözlü olan, steplerin kuraklığını, beyaz entarisi kandan kızıla dönen diğeri ise çölün renksizliğini taşıdı bereketli topraklarımıza…” Twentieh Century & 20. Yüzyıl…