Halil Cibran’ın sert bir kabuğun içine hapsolmuş ve dışarıya çıkmak için türlü planlar yapan nar taneleri birbiriyle konuşurken bir nar tanesi şöyle der: ‘O kadar çok gürültü yaptınız ki asıl bağırması gereken sustu..’ Nietzsche’nin Ekrana Yansıyamayan Tan Kızıllığı… Sesi duyulmadığı için bağıran insanlar ile gürültü yapmayı savaşmaktan sayan insanların sesleri birbirine her karıştığında söz önce yorulur sonra yavaş yavaş ölmeye başlar… Kimsenin kimseyi hatta kendini bile duymadığı o hengâmede söze eylem taşıyan ve sözü eylemle güçlü kılan savaşçı zamanla susmaya başlar; öfkeden yorgun düşmüş ince bir ironi ile… Yerin yüzünü değiştirmeye çalışan devrimin yüzü yerin bütün yüzeylerinde pervasızken devrimcinin yüzü cesur…
-
-
“Barışmak istiyorsanız teminat vermek ve bir şeylerden vazgeçmeye hazır olmak zorundasınız.” (Fissas) Bu topraklarda barışı inşa etmenin en büyük zorluğu devletin, kendini sürekli çatışma ve çelişkiler üzerinden yaşatan karakteri ve halkı reaya olarak gören, kendini mutlak sahip olarak kodlayan, burnundan kıl aldırmayan devlet-i azam kültürüdür. Devletin ekonomi-politiği kadar devletin psiko-kültür ve psiko-politik kodlarını açığa çıkarmanın elzemliği kendini en çok burada gösterir. Osmanlı’daki ‘bizlik’ duygusunu yaratan dar cemaat ilişkilerini, askeri ve sivil bürokratik cemaatlere dönüştüren Cumhuriyet, hiçbir zaman halkın tümünün cumhuriyeti olmamıştır. Ermeni’yi bu topraklardan temizleyen, Rum’un malına el koyup Ege’nin öbür yakasına gönderen ve Kürdü tepeleme hareketleriyle ülkesiz ve kimliksiz bırakmaya…
-
“Ötekinin sesi bastırıldıkça elden kaçmaya mahkum olmuş bir adalet her zaman var olacaktır.” Derrida Oryantalizm, Kibir ve Horgörü 19. yüzyılda Batılı Beyazların üstünlük dünyası, bütün dünyanın kültürel ve sosyal haritalarını beyazların algı sınırlarına göre çizerken Beyaz’ın var olma biçimi, vahşi ve barbar olan ötekinin var olma biçimine göre tanımlamıştı. Negri’nin belirttiği gibi dünyayı kaba olarak soyut ikili karşıtlıklar üzerinden kurgulamak (Kürt-Türk / Siyah-Beyaz / Kadın-Erkek) diğer tüm toplumsal çelişkilerin üstünü örten bir sömürgecilik pratiğidir. Avrupa’nın sömürgecilik takviminde ırkçılık Foucault’un deyimiyle milliyetçiliğin bir dışavurumu değil bizzat milliyetçiliğin kurulabilmesi için zorunlu bir iç ektir. Jön Türk Hareketi, kurulacak olan ulus devletin kültürel ve ideolojik harcı için Avrupa…
-
‘Lice’de patlayan bir G-3 mermisi Şemdinli’de bir tütün yaprağını parçalayabilir ki kötülüğün menzili o denli uzaktır…’’ Temmuz 1989’da Avrupa’nın en iyi korunan başkentlerinden biri olan Viyana’da, içinde daha sonra Ahmedinejad’ın da yer aldığı ortaya çıkan İran devletine bağlı bir infaz timi, İKDP Genel Sekreteri Dr. Qasimlo ve üç yıl sonra da İKDP Başkanı Dr. Şerfkendi, MK Üyeleri Fettah Abdullah ve Mummayoun Ardalan’ı bir restoranda katlettiler. 24 yıl sonra yine Cezayir ve Kuzey Afrika’da katlettikleri halkların kanlarını ellerinden halen temizlememiş olan Fransa’nın Paris’inde, Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan katledilirken Kürtlerin aklına şu sorular gelmekteydi: Batılı devletlerin yüz yıl önce…
-
KİMLİK VE ULUS KURGUSU -I- ‘Madde 1: Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin medeniyetin gerekleri doğrultusunda ilerlemesini sağlamak için, Kürt milleti için kendi milli gelenekleriyle uyum içinde bir Özerk Yönetim kurmayı taahhüt eder.” (Büyük Millet Meclisi – 10 Şubat 1922) [1]“Zêr dizane, zor dizane, devê tifinga mor dizane.” (Kürt Teali Cemiyeti Diyarbakır Sorumlusu Dr. Fuat – 1925) [2] 1- Kürtler ile Osmanlı ve Osmanlının devamı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında yaklaşık yüz elli yıldır süren gergin ve kanlı ilişkinin, siyasal ve kültürel parametrelerinin doğası ile Batı Avrupa merkezli siyasal ve kültürel yelpazenin (milliyetçilik, ulusal kimlik kurgusu, alt-üst kimlik ilişkisi, kimlik çatışmaları, ulus-devlet inşası) doğasını karşılaştırmalı…
-
24 Eylül 2012 Dokunulmamış bakir Kürdistan, Nişantaşı’ndan bu tarafa geçmeye tenezzül buyurmayan Kürt romancının roman malzemesi için iç sömürge haline gelir. Kürdün romanını yazdıysam Kürdün politik güçlerine hakaret ya da iftira atabilirim pervasızlığı ve şımarıklığı burada devreye girer. Shayegan’ın tanımına büyük oranda uyan ve akil adamlar listesine çoktan terfi etmiş olan stüdyo fetişisti Kürt aydın tipi, kendini Türkiye medyasına ve kamuoyuna çoğunlukla doğulu küçük kardeş imajı ile sunar. Büyük kardeş, bunları kendi izleyici kitlesine şöyle tanıtır: Bakın! Kürtlerin içinde ne kadar aklıselim kardeşlerimiz var; bütün Kürtler aynı düşünmüyor ki! Oysa bu aydın türü aydın olmanın asgari ölçütlerinin hiçbirini taşımaz; en…
-
Modern iktidar pratikleri bağlamında dersine çok iyi çalışmış olan AKP’nin son dönemlerde Edirne’den Hakkari’ye kadar yapmaya çalıştığı tam olarak da budur. Son birkaç yıldır Foucault’un büyük kapatılma dediği iktidar pratiğinin neredeyse bütün teknikleri Kürtler ve kendini muhalif olarak kodlamış olan bütün kesimlerin üzerinde uygulanmaktadır. 5 Ocak 1757 tarihinde, daha önce Fransız ordusunda asker olan 42 yaşındaki Robert Damiens, elindeki bıçakla XV. Louis’i rahatlıkla öldürebileceği yerde Louis’in vücudunda sadece küçük bir yara açmıştı. Hiç direnmeden teslim olan Damiens, mahkemede amacının kralı öldürmek değil sadece korkutmak olduğunu söylemesine rağmen iki ay sonra halka açık bir meydanda dört ata bağlanıp çekilmiş ve bedeni…
-
Bugün Türkiye’deki Siyasal İslam mutlak iktidar istemi sayesinde kendinden olmayan ve hizaya getiremediği bütün kimlik ve yaşam biçimlerinin reddi üzerinden ilerleyen bir İslami Faşizme dönüşmüştür. Erzurumlu Ağlayan İmam ve racon kesen Kasımpaşalı bir İmam Hatipli, iktidarın tepesinde iyi ve kötü polisi oynamaktadırlar adeta. “Büyük bir öğreti çoğu kez sahte ve soysuz müritlerin elinde hiçbir şey anlatmayan sıradan bir gevezeliğe dönüşebilir! O müritler, büyük bir fikrin taşıyıcılığını yapayım derken zamanla o fikrin mezar kazıcısı olurlar.” 1970’li yılların sonunda ülkenin sağcı ve solcu çocukları birbirini mahalle girişlerinde kurşunlarken ve faşist katliamlar ülkeyi boydan boya bir taziye evine çevirmişken, ülkenin bir yerinde…
-
‘Türk Faşizminin iki büyük baharından ilki, İttihatçı Proje’nin kıblesini Hitler Almanya’sına çevirdiği, ‘ya biat ederler ya yok olurlar’ diyerek bütün çıkıntıları düzleştirme girişimi idi. İkinci bahar kapımızdan içeriye çoktan girdi: Bu kez kıblesini Pensilvanya’ya çevirmiş yeşile çalan Türki ırkçılık!’ ‘Kapitalizm en büyük günahını, kahramanların kafasını bir bir ezip başkaldırıyı insanların zihninden tamamıyla silmeye kalkışmakla işlememiştir. Asıl büyük günahını güçlü, zalim ve haksız olanın yanında yer almanın sorgulanması gereken en önemli ahlak sorunu olduğunu insanlara unutturmakla işlemiştir.’ Bir gün mazı ağacı, meşe ağacına “dikkat et, balta seni kesiyor” der. Meşe ağacı, mazı ağacına dönüp, “merak etme o baltanın sapı da benden…
-
“Kapitalist Devletler sadece zor ve baskı ile değil fikirlerin ve kültürün hegemonyası ile iktidarlarını yeniden üretirler. Toplumsal bir rıza ve uyum hegemonyanın en güçlü aygıtları haline gelir. Böylece ezilenler kendi iyiliklerini ezenlerin iyiliğiyle özdeşleştirirler. Ezilen sınıfların karşı çıkışı bir yana, ezilen sınıflar statükonun ve mevcut durumun devamına bizzat yardımcı olurlar. Lakin hiçbir devlet sadece gece bekçisi olmayı kabul etmez.” (Antonio Gramsci) Kemalist Projelendirmenin ilk yirmi yılını çıkardığımızda toplam seksen küsur yıllık Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde siyasal bir iktidar günümüzdeki kadar kuşatıcı ve yayılmacı bir hegemonik güce dönüşmemiştir. AKP Cumhuriyeti, Kemalist Hegemonya’nın karşısında özgürlükçü bir retorik ve reform yanlısı siyasal bir…